Ali 

Namluya dayanır yola dalarsın 
Duruşun bakışın yaman be Ali 
Boşuna tetiği ne kurcalarsın 
Var daha ateşe zaman be Ali 

Yıllanmış bir çınar pusuluk yerin 
Neredeyse gelecek beklediklerin 
Var iki atımlık canı kederin 
Desene işleri duman be Ali 
O’nu sen büyüt de söğüt boyunca

Faruk Nafiz Çamlıbel

Bizim Memleket 

İçinden tanırım ben o elleri, 
Onlar ki zahirde viran olurlar; 
Ardıçlı dağları, çamlı belleri 
Aşanlar şi’rine hayran olurlar. 

Dökülür köpüklü sular yarından, 
Baharlar yaratır kışın karından; 
İçenler sihirli pınarlarından 
Şöyle bir silkinir, ceylan olurlar!..

Faruk Nafiz Çamlıbel

Çoban Çeşmesi

Derinden derine ırmaklar ağlar, 
Uzaktan uzağa çoban çeşmesi, 
Ey suyun sesinden anlıyan bağlar, 
Ne söyler şu dağa çoban çeşmesi. 

“Göynünü Şirin’in aşkı sarınca 
Yol almış hayatın ufuklarınca, 
O hızla dağları Ferhat yarınca 
Başlamış akmağa çoban çeşmesi…” 

O zaman başından aşkındı derdi, 
Mermeri oyardı, taşı delerdi. 
Kaç yanık yolcuya soğuk su verdi. 
Değdi kaç dudağa çoban çeşmesi. 

Vefasız Aslı’ya yol gösteren bu, 
Kerem’in sazına cevap veren bu, 
Kuruyan gözlere yaş gönderen bu… 
Sızmadı toprağa çoban çeşmesi. 

Leyla gelin oldu, Mecnun mezarda, 
Bir susuz yolcu yok şimdi dağlarda, 
Ateşten kızaran bir gül ararda, 
Gezer bağdan bağa çoban çeşmesi, 

Ne şair yas döker, ne aşık ağlar, 
Tarihe karıştı eski sevdalar. 
Beyhude seslenir, beyhude cağlar, 
Bir sola, bir sağa çoban çeşmesi…

Faruk Nafiz Çamlıbel

Dün Bir Kadın Ağladı 

Güneşle ayın bile girmediği bir yerde 
Dün ancak gözyaşıyle sönen bir ateş yandı. 
Sesini yükselterek karşımda perde perde, 
Dün bir kadın ağladı, bir gönül parçalandı… 
Kolumun çemberine atarak varlığını 
Yandı, yandırdı beni canlı bir kor yığını! 
Dün bir kadın gözünün gördüm yaşardığını, 
“Senin adın ne?” dedim.”Sorma” diye kıvrandı. 
Derdini birbir açtı karşısında ocağın,

Gözleri dopdoluydu, saçları darmadağın. 
Her gece bir yabancı barındıran yatağın 
Baş ucundan göklere bir ah olup uzandı. 
Anlattı her kulağın duyduğu yalanları, 
Kalbini üç beş karış kumaşla alanları, 
Nasıl çevirdiğini yolda geç kalanları… 
En hazini evine tek döndüğü zamandı! 
İçim bir zindan gibi kilitlendi sevince, 
Bu zindanda çiçekten beyaz, ipekten ince, 
Aldatılmış, atılmış kadınlar birleşince 
Göynümdeki canavar zincirinden boşandı…

Faruk Nafiz Çamlıbel

Reklamlar